FUKARA KEŞKÜLÜ : Bazı tasavvuf okulları, eskiden nefis terbiyesi için, manevî eğitimin başlangıcında, halktan birşeyler istemeye çıkarlarmış. Ellerinde, keşkül denen çukur bir kap ile dolaşırlar. İçini doldururlar, sonra da getirip şeyhe teslim ederlermiş. Şeyh de bunları, halkın yoksul kesimine dağıtırmış. Keşkülün içinde, ekmek, buğday, düğme, ip, para vs. gibi herşey, karmakarışık halde bulunurmuş, bu yüzden; karmakarışık şeyler hakkında "fukara keşkülü gibi" deyimi kullanılmaktadır.
Bir ârif camide vaaz dinliyormuş.Hoca efendi cehennem hakkında bilgi veriyormuş. İnsanın günahlarından dolayı nasıl yanacağını uzun uzun anlatınca ârif üzülerek hocaya demiş ki: “Ey hocam! Allah bunları bize sormayacak, sadece bir tek şey soracak: Bütün bir ömrün boyunca ben seninleydim kulum sen kiminleydin?”. İşte ibâdet, “Ben seninleydim" dedirten hal ve hareketlerin tümüdür.
Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır. (عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır.(ايمان)
sağlık, esenlik çağında herkes dosttur, herkes eş.ama dert çağında,gam vaktinde ALLAH 'tan başka eş dost nerede!
herkes kendi zannınca dost oldu bana içimdeki sırlarıysa kimse anlamadı
"Allah bazen dilediği halde emretmiş, bazende emrettiği halde dilememiştir. İblis'e, Adem'e secde etmesini emrettiği halde, secdenin yapılmasını irade etmemişti. Eğer İblis'in secde etmesini isteseydi, İblis secde ederdi. Adem'in malum ağaçtan yemesini yasaklamıştı ama iradesi ağaçtan yemesi yönünde idi. Eğer ağaçtan yenilmesini istemeseydi Adem yemeyecekti
(caferi sıddık)